Uluslararası Yunus Emre Sosyal Bilimler Dergisi

ISSN: 2757-5764

ÖZNESİZ DİL: ANLAMIN DENETLENMESİNİ MÜMKÜN KILAN TOPLUMSAL BİR MÜESSESE OLARAK DİL

Author:

Number of pages:
14-27
Year-Number:
2022-5

Konuşurken ifadeleri istediğimiz gibi kullanıp karşımızdakinin ifadelerini de istediğimiz gibi anlamlandıramayız. Hem konuşanın hem de dinleyen(ler)in ifadeleri kullanmalarını ve anlamalarını belirleyen dilsel bazı kurallar vardır. Söz konusu kurallar, konuşan ya da muhatabın bireyselliklerini aşarak bütünüyle toplumsal bir zeminde ve her türlü teori ve kuramdan bağımsız bir biçimde keyfi olarak oluşmaktadır. Bu keyfilik sadece dilin oluşumunun herhangi bir kuralla önceden kayıtlanamayacağı anlamındadır. Kişi bireysel niyetini muhataba aktarmak için, toplum tarafından belli bir bağlam çerçevesinde gerçekleşen uzlaşıyla oluşturulmuş gündelik dil kalıplarına başvurur ve bu şekilde bireysel olan niyetini kişiler arası kılar. İfadelerin konuşmanın taraflarınca anlaşılmasını sağlayan şey dilin ortaklaşa oluşturulmuş toplumsal yapısıdır. Anlaşmanın sağlanabilmesi için bu yapı içerisinde kişilerin uymak zorunda olduğu kurallar vardır. Herhangi bir temsil ilişkisine bağlı kalmadan tamamen kullanıma dayalı bir biçimde oluşan bu kurallar her türlü bireysel etkiden bağımsızdır. Dilin toplumsalla girdiği sıkı ilişkiye işaret eden bu bağ ikinci dönem analitikçi filozoflar tarafından dilin toplumsal bir müessese olduğu şeklinde ifade edilmiştir. Ancak bu müessese belli bir sistem içinde oluşmuş, sonuçları öngörülebilen epistemik ya da rasyonel kalıplara sahip bir yapı değildir. Bu müesses yapı aynı zamanda bize dilin yerinde ve doğru kullanımının denetlenmesi imkânını sağlar. Bu makalede, konuşurken bizi denetleyen toplumsal bir müessese olarak dil sorunundan bahsedilecek ve zihnimizde olan anlamı karşı tarafa iletmek için bu müessseden bağımsız hareket etmemizin mümkün olmadığı ortaya konmaya çalışılacaktır.     

 

Keywords


In the act of speaking, we cannot use the expressions as we wish and make sense of the statements of the other person as we wish. There are some linguistic rules that govern the use and understanding of expressions by both the speaker and the listener(s). These rules are arbitrarily formed on a completely social basis and independently of any theory and hypothesis, by exceeding the individuality of the speaker or the one spoken to. This arbitrariness simply means that the formation of the language cannot be pre-recorded by any rule. In order to convey his /her individual intention to the addressee, the person uses the everyday language patterns formed by the consensus realized by the society within a certain context and by this way, she /he renders his /her personal intention interpersonal. It is the collectively formed social structure of the language that enables the expressions to be understood by the parties of the speech. There are rules that people must comply with in this structure in order to reach an agreement. These rules, which are completely based on use without being bound to any representation relationship, are independent of any individual influence. This bond, which points to the close relationship of language with the social, was expressed by the second period analytical philosophers as language as a social institution. However, this institution is not a structure formed within a certain systematic, and it does not have predictable results, with epistemic or rational patterns. This institutional structure also provides us with the opportunity to control the proper and correct use of the language. In this article, the language problem as a social institution that controls us while speaking will be mentioned and it will be tried to show that it is not possible for us to act independently of this institution in order to convey the meaning in our minds to the other side.

Keywords

Article Statistics

Number of reads 51
Number of downloads 50

Share

Uluslararası Yunus Emre Sosyal Bilimler Dergisi
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.